Kardiyoloji Poliklinik Test ve Uygulamaları
Kalp hastalıklarının önemli bir bölümü, ilk bulgularını hafif ve belirsiz şekilde gösterir. Poliklinik ortamında yapılan temel testler, hem bu erken sinyalleri yakalamada hem de mevcut hastalığın derecesini doğru belirlemede büyük rol oynar. Doğru seçilmiş tetkikler, gereksiz ileri işlemlerden kaçınmayı sağlarken riskli hastaların erken dönemde belirlenmesine de imkân tanır. Bu bölüm, kardiyolojik tanıda en sık kullanılan ve modern klinik pratiğin omurgasını oluşturan testleri kapsamaktadır.
EKG, EKO, Efor testi
EKG (Elektrokardiyografi)
Kalbin elektriksel aktivitesini saniyeler içinde kaydeden temel testtir.
Ritim bozuklukları, iletim problemleri, kalp krizi bulguları ve bazı yapısal hastalıklar EKG ile saptanabilir. Basit görünmesine rağmen kardiyolojide vazgeçilmez bir tarama aracıdır.
EKO (Ekokardiyografi)
Kalbin ultrasonla görüntülenmesidir.
- Kapak hastalıkları
- Kalp kası kalınlaşması veya zayıflığı
- Kalp içi basınç değişiklikleri
- Kalp zarında sıvı
gibi birçok durumu ayrıntılı biçimde ortaya koyar.
Tedavi kararlarının önemli bir kısmı, EKO bulgularına dayanır.
Efor testi
Yürüme bandında kontrollü şekilde yapılan bu test, kalbin egzersiz sırasında artan oksijen ihtiyacına nasıl yanıt verdiğini gösterir.
Damar darlıkları, ritim bozuklukları ve egzersiz kapasitesi hakkında bilgi sağlar.
Göğüs ağrısı yaşayan hastalarda başlangıç değerlendirmesi açısından önemlidir.
Ritim ve tansiyon holter
Ritim Holter
Hastanın 24 saat (gerekirse 48–72 saat) boyunca kalp ritminin kesintisiz kaydedilmesini sağlar.
Gün içinde fark edilmeyen kısa süreli ritim bozuklukları, çarpıntı atakları, duraklamalar ve hızlı ritim epizodları bu yöntemle tespit edilir.
Özellikle “gizli aritmilerin” yakalanmasında kritik bir araçtır.
Tansiyon Holter
Tansiyonun gün boyu doğal koşullar altında nasıl seyrettiğini ölçer.
“Beyaz önlük etkisi”, “gizli hipertansiyon” veya gece tansiyonu düşmeyen hastalar bu testle belirlenir.
Hipertansiyon tedavisinin kişiye göre ayarlanmasında büyük avantaj sağlar.
Nükleer stres testi, ABI ölçümü
Nükleer Stres Testi
Kalp kasının farklı stres düzeylerinde kanlanmasını değerlendirir.
Efor testi yapılamayan hastalarda veya standart testlerin tanısal olmadığı durumlarda çok değerli bilgiller sunar.
Damar darlıklarının kalp kasında oluşturduğu etkiler doğrudan görüntülenebilir.
ABI (Ayak bileği–kol indeksi)
Bacak damarlarında daralma olup olmadığını belirleyen basit fakat etkili bir ölçümdür.
Periferik damar hastalığı riski taşıyan kişilerde erken tanı sağlar ve felç–kalp krizi riskinin değerlendirilmesine katkı sunar.
Koroner kalsiyum skorlama ve tomografik anjiyografi
Koroner Kalsiyum Skoru
Damar duvarında biriken kalsiyum miktarını ölçer ve kişinin gelecekte kalp krizi geçirme riskini güçlü şekilde öngörür.
Belirti vermeyen ancak risk faktörleri taşıyan hastalarda damar sertliğinin erken evresini gösteren en güvenilir yöntemlerden biridir.
Tomografik Koroner Anjiyografi (BT-Anjiyo)
Kontrast madde ve ileri tomografi teknolojisiyle koroner damarların 3 boyutlu görüntüsünü sunar.
Damar darlığı şüphesi olan, gizli kalp hastalığı açısından riskli bulunan ya da klasik anjiyografi öncesi değerlendirilmesi gereken hastalarda önemli bir rol oynar.
Doğru seçilmiş hastalarda, kateter anjiyografisine gerek kalmadan net sonuç verir.
Kalp check-up programları
Kişinin yaşı, cinsiyeti, metabolik durumu, aile öyküsü ve yaşam tarzı göz önüne alınarak planlanan geniş kapsamlı tarama paketleridir.
Kan testleri, EKG-EKO, efor testi, görüntüleme yöntemleri ve risk analizlerini içerir.
Kalp hastalığı ortaya çıkmadan önce kişisel profilin belirlenmesi ve koruyucu stratejilerin oluşturulması açısından etkili bir yaklaşımdır.
Risk skorlaması ve koruyucu kalp sağlığı değerlendirmeleri
Kalp krizinin önümüzdeki 5–10 yıl içindeki olasılığını bilimsel hesaplama modelleriyle belirleyen klinik uygulamalardır.
Bu analizlerde;
- Tansiyon
- Kolesterol değerleri
- Kan şekeri ve metabolik durum
- Sigara kullanımı
- Ailede erken yaş kalp hastalığı
- Kişinin genel yaşam tarzı
gibi faktörler bir arada değerlendirilir.
Elde edilen sonuçlar doğrultusunda yaşam tarzı düzenlemeleri, ilaç tedavisi veya ileri testler planlanır. Koruyucu kardiyolojinin merkezinde bu yaklaşım bulunur; amaç, hastalık oluşmadan önce süreci yönetmektir.